Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Meclis Genel Kurulu’nda beş ve üzeri çalışanı bulunan işyerlerinde ücretlerin elden veya nakit olarak değil, banka hesabına yatırılarak ödenmesini öngören yasa tasarısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bakan Hasipoğlu, söz konusu tasarının ücretin miktarına değil, ücretin nasıl ödendiğine odaklandığını vurgulayarak, amaçlarının işçi ile işveren arasındaki ilişkiyi zorlaştırmak olmadığını söyledi. Hasipoğlu, hedefin ücret ödemelerini şeffaf, izlenebilir ve denetlenebilir hale getirmek olduğunu kaydetti.

Tasarı kapsamında, beş ve üzeri çalışanı bulunan işyerlerinde ücretlerin banka aracılığıyla ödenmesinin zorunlu hale geleceğini belirten Hasipoğlu, bu sınırın rastgele belirlenmediğini ifade etti. Küçük esnaf ve mikro işletmelerin korunmasının gözetildiğini dile getiren Hasipoğlu, kayıt dışılık ve usulsüzlük riskinin arttığı işletme ölçeğine yönelik ölçülü ve dengeli bir tercih yapıldığını söyledi.

Banka yoluyla ücret ödenmesinin, çalışanın ücretini tam, zamanında ve ispatlanabilir şekilde almasını güvence altına aldığını vurgulayan Hasipoğlu, düzenlemenin 31 Mart 2026 tarihinde yürürlüğe gireceğini ve işletmelerin bu tarihe kadar gerekli hazırlıkları yapmasının öngörüldüğünü belirtti.

Elden yapılan ödemelerde sıkça karşılaşılan eksik ödeme, bordroda yer alan ücret ile fiilen ödenen ücret arasındaki farklar, fazla mesai ve primlerin gizlenmesi gibi uygulamaların önüne geçilmesinin hedeflendiğini ifade eden Hasipoğlu, bu yönüyle düzenlemenin işvereni cezalandıran değil, çalışanı koruyan bir sosyal devlet uygulaması olduğunu dile getirdi.

Hasipoğlu ayrıca, düzenlemenin kayıt dışı istihdam ve gri ücret uygulamalarıyla mücadelede önemli bir araç olacağına dikkat çekti. Ücretlerin banka üzerinden ödenmesinin sosyal sigorta primlerinin doğru yatırılmasını, vergi matrahının gerçek ücret üzerinden oluşmasını ve denetimlerin belgeye dayalı, hızlı ve etkin biçimde yapılmasını mümkün kılacağını söyledi. Bu sayede kamu gelirlerinin korunacağını ve kurallara uyan işverenlerle kayıt dışı uygulamalara başvuranlar arasındaki haksız rekabetin ortadan kaldırılacağını belirtti.

Düzenlemenin yalnızca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne özgü olmadığını da vurgulayan Hasipoğlu, Avrupa ülkelerinde ücretlerin banka hesabına veya izlenebilir ödeme araçlarıyla yapılmasının uzun yıllardır yerleşik bir standart olduğunu hatırlattı. Bu yasa tasarısının Avrupa normlarından bir sapma değil, aksine bu normlarla uyum sağlama iradesinin açık bir göstergesi olduğunu söyledi.

Beş çalışan sınırının sosyal denge gözetilerek belirlendiğini ifade eden Hasipoğlu, amaçlarının küçük işletmeleri zorlamak değil, kayıt dışı riskin yoğunlaştığı alanlarda düzeni, hakkaniyeti ve şeffaflığı sağlamak olduğunu kaydetti.

Hasipoğlu, “Sonuç olarak bu yasa tasarısı; çalışanların ücret hakkını güçlendiren, kayıt dışı istihdamı ve ücret hilelerini azaltan, Avrupa uygulamalarıyla uyumlu, işverenler açısından da şeffaflık ve hukuki güvence sağlayan çağdaş bir sosyal hukuk düzenlemesidir” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir