KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Bab-ı Ali Toplantıları’nın 35’inci döneminde Kıbrıs sorununda gelinen son aşamaya ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. İstanbul Maslak Hilton’da gerçekleştirilen toplantıda konuşan Erhürman, merhum Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın ardından Bab-ı Ali kürsüsüne çıkan ikinci KKTC Cumhurbaşkanı oldu.
Eski bakanlar, bürokratlar, büyükelçiler, gazeteciler ve siyaset dünyasından çok sayıda davetlinin katıldığı toplantıda Erhürman, göreve başlayalı dört ay olduğunu hatırlatarak Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesinin tartışmaya açık olmadığını vurguladı.
“Kıbrıs Türk halkı çözüm istiyor” diyen Erhürman, bu talebin yalnızca siyasi bir söylem değil; hukuki ve fiili gerçekliklere dayanan bir irade beyanı olduğunu ifade etti.
“YETKİYİ PAYLAŞAMIYORUZ AMA RİSKİ PAYLAŞIYORUZ”
KKTC’nin devleti, meclisi, hükümeti ve yargısı bulunduğunu belirten Erhürman, ada üzerindeki hakların mevcut kurumsal yapıdan ibaret olmadığını söyledi. Güvenlik, enerji kaynakları, deniz yetki alanları, hidrokarbon rezervleri, uluslararası ticaret yolları ve Avrupa Birliği vatandaşlığı gibi başlıkların ortak ve eşit egemenlik haklarından kaynaklandığını dile getirdi.
Rum Yönetimi’nin ABD, İsrail ve Hindistan gibi ülkelerle güvenlik anlaşmaları imzaladığını hatırlatan Erhürman, “Sanki adada hiç Kıbrıslı Türk yokmuş gibi hareket ediliyor” dedi.
1960 Anlaşmaları çerçevesinde dönemin Cumhurbaşkanı Muavini Dr. Fazıl Küçük’ün veto hakkına sahip olduğunu anımsatan Erhürman, bugün Kıbrıslı Türklerin sahip olduğu hakların dahi fiilen uygulanamadığını söyledi.
Bölgesel gerilimlere de değinen Erhürman, İsrail–İran hattındaki gelişmelere dikkat çekerek İran’ın adadaki İngiliz üslerini hedef alabileceğine ilişkin açıklamaları hatırlattı. “Yetkiyi paylaşamıyoruz ama riski paylaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
“MEVCUT MODEL SONUÇ ÜRETMEDİ”
2017’de Crans-Montana’da yapılan görüşmelerin üzerinden dokuz yıl geçtiğini belirten Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının 2004 Annan Planı referandumu dahil olmak üzere çözüm yönündeki iradesini açık şekilde ortaya koyduğunu söyledi.
Sonuç alınamamasının temel nedeninin Rum liderliğinin iktidarı Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istememesi olduğunu savunan Erhürman, mevcut çözüm modelinin sonuç üretmediğini ve bu görüşlerini Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne de ilettiklerini ifade etti.
DÖRT MADDELİK YENİ METODOLOJİ
Erhürman, Kıbrıs müzakereleri için dört maddelik yeni bir metodoloji önerisi sunduklarını açıkladı:
- Müzakereler başlamadan önce siyasi eşitliğin güvence altına alınması
- Sürecin sıfırdan başlamaması
- Görüşmelere zaman sınırlaması getirilmesi
- Masadan kaçılması halinde mevcut statükoya geri dönülmemesi
“Siyasi eşitlik olmazsa çözüm de olmaz” diyen Erhürman, Kıbrıs Türk halkının azınlık statüsünü asla kabul etmeyeceğini vurguladı.
Şu anda resmi bir müzakere masasının bulunmadığını, yalnızca görüşme sürecinin sürdüğünü belirten Erhürman, güven artırıcı önlemleri ele almaya hazır olduklarını kaydetti.
Konuşmasının sonunda Türkiye’nin adanın tamamının garantörü olduğunu yineleyen Erhürman, Kıbrıs Türk halkının adanın tamamında eşit ortak statüsüne sahip olduğunu belirterek, geçmişte kazanılan hakları gelecek nesillere taşıma kararlılığını dile getirdi.
