Dijitalleşme çocuklara bilgiye erişim, iletişim ve yaratıcılık alanında önemli fırsatlar sunarken; uzmanlara göre aynı hızla büyüyen ciddi güvenlik risklerini de beraberinde getiriyor. Sosyal medya platformları artık yalnızca bir “eğlence alanı” değil, çocuklar açısından çok katmanlı tehditlerin yoğunlaştığı bir dijital ekosistem olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, özellikle erken yaşta ve denetimsiz kullanımın çocukların psikolojik, sosyal ve bilişsel gelişimini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.
EN BÜYÜK TEHDİTLER NELER?
Dijital ortamda çocukları hedef alan başlıca riskler şöyle sıralanıyor:
- Siber zorbalık: Hakaret, dışlama, tehdit ve ifşa yoluyla dijital ortamda sistematik psikolojik baskı.
- Grooming: Yetişkinlerin çevrimiçi platformlar üzerinden çocuklarla güven ilişkisi kurarak istismar amacı gütmesi.
- Sexting: Çocukların uygunsuz içerik üretmeye veya paylaşmaya zorlanması.
- İnternet bağımlılığı: Kontrolsüz ekran süresinin akademik başarı, sosyal ilişkiler ve ruh sağlığı üzerinde yıkıcı etkiler yaratması.
Uzmanlara göre bu riskler artık yalnızca ailelerin bireysel sorumluluğu olarak görülmüyor. Dijital güvenlik, devletlerin ve uluslararası kurumların öncelikli güvenlik gündem maddelerinden biri haline gelmiş durumda.
AB’DE YENİ DÖNEM BAŞLIYOR
Avrupa Birliği üyesi ülkelerde sosyal medya platformlarına yönelik daha sıkı düzenlemeler yürürlüğe giriyor. Özellikle İtalya’da uygulanmaya başlayacak yeni kurallar, çocukların dijital ortamda korunmasını merkezine alıyor.
Yeni düzenlemeler kapsamında:
- Yaş doğrulama sistemleri zorunlu hale getirilecek.
- Aile denetim mekanizmaları güçlendirilecek.
- Veri güvenliği ve kişisel veri koruması artırılacak.
- Çocukların psikolojik ve sosyal gelişimini koruyacak içerik ve algoritma düzenlemeleri ön plana çıkarılacak.
Yetkililer, bu adımların temel amacının çocukların hem ruh sağlığını hem de sosyal gelişimini korumak olduğunu vurguluyor. Özellikle algoritmaların çocukları zararlı içeriklere yönlendirmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor.
ASIL SORU: YETERLİ OLACAK MI?
Avrupa’da tartışma artık tek bir soruya odaklanmış durumda: Bu düzenlemeler çocukları gerçekten koruyabilecek mi?
Uzmanlar, yasal çerçevenin güçlendirilmesinin önemli bir adım olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını belirtiyor. Dijital okuryazarlığın artırılması, ebeveyn eğitimi ve platformların algoritmik şeffaflığının sağlanması da kalıcı çözüm için kritik unsurlar arasında gösteriliyor.
Dijital dünyanın sunduğu fırsatlarla riskler arasındaki denge giderek daha hassas hale gelirken, Avrupa’da başlatılan bu yeni dönem, küresel ölçekte sosyal medya politikalarını da şekillendirecek bir sürecin habercisi olarak değerlendiriliyor.
