Ali Hamaney’in hayatını kaybettiği yönündeki açıklamalar, Orta Doğu’da dengeleri sarsan yeni bir sürecin kapısını araladı. Donald Trump, İran’a yönelik “büyük çaplı askeri operasyonlar” başlatıldığını duyururken, Hamaney’in öldüğünü öne sürdü. İran devlet televizyonu da Hamaney’in hayatını kaybettiğini doğrulayarak ülkede 40 günlük ulusal yas ilan edildiğini açıkladı.
Başkent Tahran’da patlama seslerinin duyulması, krizin diplomatik restleşme aşamasından sıcak çatışma evresine geçtiği şeklinde yorumlandı. Gelişmeler, yalnızca İran ile Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail arasındaki gerilimi değil, bölgesel güç dengesini de doğrudan etkiliyor.
YENİ LİDER NASIL BELİRLENECEK?
İran Anayasası’nın 111. maddesine göre, dini liderin ölümü halinde Uzmanlar Meclisi en kısa sürede yeni lideri seçmekle yükümlü. Yeni lider belirlenene kadar Cumhurbaşkanı, Yargı Erki Başkanı ve Anayasayı Koruyucular Konseyi’nden bir fakihin yer aldığı üçlü bir konsey liderlik görevini geçici olarak üstlenecek.
Siyasi kulislerde olası adaylara ilişkin tartışmalar başlarken, sürecin rejim içi dengeler ve Devrim Muhafızları’nın tutumuna bağlı olarak şekilleneceği değerlendiriliyor.
REJİM DEĞİŞİKLİĞİ MÜMKÜN MÜ?
Trump yönetimi, 1979’dan bu yana ülkeyi yöneten yapının devrilmesini hedeflediklerini ima ederek İran halkına yönetimi devralma çağrısında bulundu. Ancak uzmanlara göre, hava üstünlüğü ve bombardıman kapasitesi tek başına rejim değişikliği için yeterli olmayabilir.
İran’da siyasi yapı yalnızca lider figürüne değil; dini otorite, güvenlik bürokrasisi ve ideolojik kurumlara dayalı çok katmanlı bir sistemden oluşuyor. Bu nedenle Hamaney’in ölümü rejimi sarsabilecek bir gelişme olsa da, sistemin tamamen çözülüp çözülmeyeceği sahadaki askeri dengelere ve halkın tepkisine bağlı olacak.
Bölgede tansiyon yüksek seyrini korurken, önümüzdeki günlerde hem İran iç siyasetinde hem de uluslararası arenada kritik gelişmeler bekleniyor.
